Perşembe, Aralık 16, 2004

:: Online Communities :: & 80630

"hayır üyesi değilim, olmayı da düsünmem, düsüneni de sevmem"
"allah sizi nası bilirse ole yapsın yuppiee internet cocuklari, baba paracilari sizi"
"concon bunlar, ibiine bunlar"
"yupiie bunlar hedeee"

diyen insanları gormekten memnuniyet duydugumuz web sitesi . . .

yonjada,sozlukte iyi ya da kotu niyette ne kadar insan varsa emin olun bi o kadar da 80bin kusur da da var.

(bkz:
bos konusmak)
(bkz:
kendini bulunmaz hint kumasi sanmak)
(bkz:
herseyi protesto eden turk insani)

internette tahminimce bir gecis donemi yasadıgımız gecmis 10 ve gelecek 50 yıl icersinde boyle sitelere rastlamak cok olası. internet içinde dogmus bir toplum ve bu toplum tarafından, internete tamamıyla farklı bakıs acısından yaklasarak gelistirilecek arabirimler, online community siteleri ve bu nesil için cok beklmememiz gerekecek belki, ancak sonucunda soyleyebilecegim tek sey, bazı seylere hala babadan, anneden kalma eski yontemler le yaklasan bi nesil oldugumuz ve gercekte sanalligin daha farkli notasyonlara sahip olma olasıgını kafamızda canlandırmaktan yoksun, hayal gucu zayıf bir güdüye sahip olusumuzdur.

elimizde kiyle yetinmek belki, yabancı ve uzak kalmak istememek olaylara belki, 80bin kusura dogru itebilir zaman zaman hepimizi. ki normal olan da, bu sekilde farklı tarafları gorebilme yetenegine sahip olmaktır.

unutmamalı ki sanal ya da gercek her grupta oldugu gibi illa ki tasvip etmediginiz insanlar olaylar olacaktır. bunu bahane gostererek, her turlu yenilige, yeni fikre karsı olmayı ve davranmayı ezberlemis "bir takım" turk insanı bunu tabi ki yadırgayacak ölümüne tepki gosterecektir.

kendilerini anlamamamız mumkun degil bu konuda ancak daha "gerekli" yerlerde, daha "gerekli" tepkiler verilmemesine şaşırmaktayım. iyi ya da kotu işleyen sistemlerdeki hatalar yerine hic islemeyen konularda hk. kotu elestriyi bu kadar kolay yapabilse insanoglu.

dedigim gibi ne gercek bir internet insanı, ne de internetsiz yasamayı surduren biri olmayı basaramayan bir neslin uyesiyiz kanımca. belki bi 10-50 sene.

(bkz:
tepki degil yaklasim)

Çarşamba, Aralık 15, 2004

:: rus konstruktivist : AlexAnDR Rodchenko ya itafen ::

evet ta kendisi 1891-1956 arası yasamis konstruktivist rus ressam ve fotografci. oldukca karsi devrimci.
google da ilk aramada bunulanacak fotografya sı dısında belirtilmesi gereken onemli noktalardan bir kac tanesi :

resmin artık burjuva sanatı olarak algılanmaması gerektigini savunan rodchenko, resim hayatını tamamiyle fotograf sanatina vefotomontaja kaydiriyor ve ilginctir ki 1930 larda tekrar resme geri donuyor.

fotograflarına bakildiginda -sovyet devriminden ayrı dusunmek kaydıyla- genel olarak, bicime iliskin (formel) ancak ileriye donuk devrimci anlayısa rastlamak mumkun.
diyagonal cizgiler on planda, bu da dinamizmi simgeliyor.

artık fotografin alanı genislemekle birlikte, cogunda vernakuler montajlar mevcut. zamanın rus dergisi lef magazine afişlerine imza atıyor.

rodchenko hk. soylenebilecek ozetle sudur:

(turkiyede 60lar 70lerde oldugu gibi ) yeniliki olanı afaroz etme modası, kaba (sosyalist) gerçekçilik (sosyalist realizm, propaganda) mevcutken, karşı devrimci olan rodchenko montaj ve dinamist fotograf calısmalarıyla yeni görüş ün sıkı takipçilerinden olmayı kendine yol seciyor.

Salı, Aralık 14, 2004

:: raDYoLarA dAir

dinlerken alınan hazzın subjektif oldugunu gozonunde tutarak, radyo dinleyicisinin diger medyalara (cd, mp3, md vb..) gore daha gec tuketen insan olmasından bahsedilebilir.

belki cd playerınızda ya da evinizde bir şekilde isteğiniz dogrultusunda dinlenmeyecek bir parca, bir sanatcı, belki arabada herhangi bir radyoda duydugunuzda butun yalnızlıgınızı butun sıkıntınızı alabilmekteyken, buna nasıl "çabuk tüketim" denilemez ki ? bu mevcut diger medyalar için tuketme eyleminin hızlı oluşu, genel anlamda guzel (beautiful) olan yerine iyi(good) olanı tercih etmemiz den kaynaklanıyor olabilir. iyi olanı secmemizdeki amac ne gibi bir cıkarcılık olabilir? soyle bi dusunursek o an istedigimizi dinleme arzusu ve kabiliyeti bilinçaltının bazı hatırlatmalarından kacmak anlamına gelebildigi gibi, sıkılma hissiyatınıda gayet basarılı bir sekilde koruklemektedir. guzel olan ise, hazzın yanında ızdırap anlamına gelen bir kavram olabildiginden, radyonun bu konuda biraz daha kendi içimize donuk hisler uyandırdıgı kanısındayım.

belki interaksiyondan soz edebiliriz, o an dinlediginiz sarkının, belki konusan bir insanın siz (dinleyenler) için orda olusu, sectigi sarkıların, kurdugu cumlelerin tamamıyla size yonelik olusu, yalnızlıktan kurtulmanın kabaca steril bir yolu diyebiliriz. maliyeti, kolay ulaşılabilirliği bunların dısında tutmalı tabi. eh 8-16 bit ses yerine 24 bit sesi bile begenmeyen insanları da bu kavramların dısında tutmak gerekli. perfection arayanlar için radyo cok demode bi nesne tabiki bunu da yadırgamamalı.

belki interaksiyondan soz edebiliriz, o an dinlediginiz sarkının, belki konusan bir insanın siz (dinleyenler) için orda olusu, sectigi sarkıların, kurdugu cumlelerin tamamıyla size yonelik olusu, yalnızlıktan kurtulmanın kabaca steril bir yolu diyebiliriz. maliyeti, kolay ulaşılabilirliği bunların dısında tutmalı tabi. eh 8-16 bit ses yerine 24 bit sesi bile begenmeyen insanları da bu kavramların dısında tutmak gerekli. perfection arayanlar için radyo cok demode bi nesne tabiki bunu da yadırgamamalı.

uyurken sizi izleyen bir sevgili bir anne olabilir kimi zaman. aynı zamanda kalktıgınız da da yanınızda bulabileceginiz tabiki.



yalnızlık paylasımı acısından televizyon dan daha yetenekli denilebilir. gunumuzde cok sevilmemesine karsın, radyonun en ilkel ancak cok ragbet goren iletişim araclarından biri oldugunu soylememiz yanlıs olmaz sanırım.